Sanal Tur

Haberler

Basında AKMED

Kitap Siparişi

E-posta

Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 

Kaleiçi Müzesi
Basında AKMED

Antalya Kaleiçi'ni Kıraç Müzesi Süslüyor, Milliyet, 19 Nisan 2008

Milliyet Gazetesi, Olayların İçinden, Güngör Uras, 19 Nisan 2008

Antalya Kaleiçi’ni Kıraç Müzesi süslüyor
Antalya’da TUROFED (Türkiye Otelciler Federasyonu) Başkanı Sururi Çorabatır’ı dinledim. Çorabatır diyor ki, "Türkiye’nin toplam turizm gelirinin üçte birini Antalya bölgesindeki turistik tesisler sağlıyor. Türkiye’deki toplam yatak kapasitesinin yüzde 43’ü Antalya'da. Yatırım ve işletme belgeli 550 bin yatak var. Şimdilerde çok para harcayan turist kesimine hizmet verecek golf tesislerine yatırım yapılıyor. 11+3 golf tesisiyle Antalya, Akdeniz Bölgesi'nin önemli bir cazibe merkezi haline geldi. Geçen yıl 7 milyon 700 bin turist ağırlandı. Bu yıl turist sayısında artış bekleniyor..."

Antalya’da hem "Her Şey Dahil" sistemindeki otellerde kalanların hem de bu sistem dışındaki lüks otellere gelen üst gelir grubundaki turistlerin otellerinden dışarıya çıkmamaları, şehirde lokantalara, eğlence yerlerine gitmemeleri, alışveriş yapmamaları çok fazla eleştiriliyor...
İyi de... Acaba bu turistler otellerin dışına çıksalar ne yapabilirler? Nerelerde gezebilir, nerelerde oturabilir, nerelerde yemek yiyebilir, nerelerde alışveriş yapabilirler?
TUROFED Başkanı'nın konuşmasını dinledikten sonra Antalya’ya gelen yabancı turistlerin gidebileceği, şehrin tek cazibe merkezi olduğu söylenen Kaleiçi’ni dolaştım...

Şehir perişan
Eski küçük limanın çevresindeki o eski güzel kahveler, lokantalar perişan durumda. Bazıları yanmış yıkılmış. Plastik sandalyeleri, korkutucu görüntüleriyle bırakınız turiste, normal vatandaşa bile "Gel Gel" yapmıyor, "Kaç Kaç" yapıyor.

Belediye ara sokaklara taş döşüyor. Ara sokaklardaki eski binaların bazıları yenilenmiş. Ama genelde bir karmaşa insanı rahatsız ediyor. Yol boyu işportacılar sıralanmış. Yollar "Mahmutpaşa"nın daha ilkel haline dönüşmüş. İşportalarda satılanlar Hint malı ile Çin malı incik boncuk. Allah için, Türk malı satan "albenisi olan tek bir tezgâh yok".

O karmaşa içinde Suna Kıraç Kaleiçi Müzesi'nin sokağına girince insan gördüğü güzellik karşısında şaşırıyor. Suna Kıraç, sokağın iki yanındaki iki büyük tarihi ev ile Aya Yorgi Kilisesi'ni müzeye dönüştürmüş. Harap haldeki binaları Mimar Dr. Sinan Gerim restore etmiş.

Binalardan biri iki katlı, dış sofalı bir Türk evi. Bu ev etnografik bir müze olarak düzenlenmiş. Müze olarak kullanılan binanın bahçesinde Aya Yorgi (Agios Georgios) adına inşa edilen Ortodoks Kilisesi’nde Suna-İnan Kıraç koleksiyonundan 19'uncu yüzyıl Çanakkale ve Kütahya seramikleri sergileniyor. Bu iki binanın bulunduğu sokağın karşısında nefis bir bahçe içinde araştırma enstitüsü, kafeterya ve 150 kişilik konferans salonu binaları var.

Tek müze ile olmaz
Aya Yorgi Kilisesi'nin balkon katında Abdullah FrÈres imzalı, "Osmanlı dönemindeki meslek erbabının" fotoğraflarından oluşan bir koleksiyon sergileniyor.

Abdullah FrËres (Abdullah Biraderler) olarak tanınan Kevork, Hovsep ve Viken adındaki üç Ermeni kardeş, 1858'de kurdukları ortaklıkla, Alman fotoğrafçı Rabach'ın stüdyosunu satın almış ve o dönem batılılaşmanın merkezi sayılan Pera'ya yerleşmişler.

1863 yılında, Atmeydanı'nda, Osmanlı'nın tarımsal üretiminin ve el zanaatlarının sergilendiği uluslararası bir sergi düzenlenince Abdullah Biraderler, ilk kez fotoğraflarını sergileme imkânı bulmuşlar. Aynı yıl, Sultan Abdülaziz'in resmi fotoğrafçısı seçilmişler. Abdülaziz'in tahta geçmesiyle saray fotoğrafçısı olmuşlar. Saray fotoğrafçılığı görevlerini Abdülhamid döneminde de sürdürmüşler.

Müze görevlilerinden Ahmet Işıkgöz'ün ilgisiyle müzenin her köşesini dolaştık. Ben hediyelik eşya satış dükkânından 55 dolara Kütahya Seramikleri kataloğunu satın aldım. Çanakkale Seramikleri kataloğu kalmamış.

Suna-İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi, turistlerin mutlaka görmeleri ve gördüklerinde de hayran kalacakları bir müze olmuş. Ancak, Antalya şehri içindeki tek bir cazibe noktası turisti otelden dışarıya çıkarır mı, Kaleiçi'ne çeker mi? Bilemem...